Tahin ve yağ üretici, hem tüketici sağlığı hem de hammaddenin hassas yapısı üzerinden direkt olarak etkisinden kaynaklı yüksek gıda güvenliği standartlarına ihtiyaç duyulan önemli bir üretim alanıdır. Bu ürünler, geniş tüketici kitlesine ulaşan temel gıdalar arasında yer aldığından dolayı üretim sürecinde kalite kontrol, hijyen ve izlenebilirlik oldukça önemli konumda yer alır.
Gıda güvenliği standartları; sade üretim reçeteleri ya da son ürün analizleri ile sağlanamaz. Kullanılan makinelerin yapısal özelliği, üretim hattında tercih edilen ekipmanlar ve gıda mevzuatına uygunluk güvenli üretimin temelini oluşturan unsurlardır. Bu noktada gıda üretiminde Demirbaş Makine firmasının rolü; üretim tesislerine sadece ekipman tedariği sağlamak ile sınırlı değildir. Aynı zamanda firmamız gıda üretimde güvenli altyapı kurulmasına katkı sağlar.

Gıda güvenliği; bir gıdanın üretim aşamasından tüketime kadar geçen tüm aşamalarda insan sağlığı için herhangi bir zarar teşkil etmeyecek şekilde kontrol altına alınması anlamına gelir. Tahin ve yağ üretiminde ise söz konusu olan bu kavram; hammadde kabulü başta olmak üzere presleme, öğütme, filtrasyon, depolama ya da ambalajlama sürecinin tamamını içerisine alır. Susam ve yağlı tohum çeşitleri, doğal yapılarından kaynaklı mikroorganizmalara ve oksidasyona karşı oldukça hassas maddelerdir. Bu yüzden üretim sektöründe kullanılan malzemeleri temizlik kolaylığı, yüzey yapısı ve çapraz bulaşmayı önleyecek şekilde tasarlanmış olması oldukça önemlidir. Gıda ile doğrudan temas eden her bir makine, ürün güvenliğini direkt olarak etkileyen çok önemli faktörlerdir.
Tahin ve bitkisel yağ üretimi; gıda sektöründe oldukça önemli alanlardan biri kabul edilir. Ham maddenin yapısal özelliği, ürünün direkt olarak tüketiciye sunulması ve üretim sürecinin mekanik yoğunluğu; bu alanda oluşan risklerin daha belirgin hale gelmesine sebep olur. Üretim sektöründe karşılaşılan riskler ise sadece ürün kalitesini değil, aynı zamanda işletmenin yasal olarak sorumluluklarını, uzun vadeli sürdürülebilirliğini ve marka güvenilirliğini etkiler. Bu yüzden tahin ve yağ üretim aşamasında söz konusu olan risk etmenlerini detaylı şekilde analiz etmek, sadece nitelikli kontrol departmanlarını değil; üretim hattını oluşturan makinelerin tercihi ve kullanımı açısından oldukça büyük bir öneme sahiptir.
Tahin ve yağ üretiminin temelini meydana getiren susam ve yağlı tohum türleri; tarımsal ürünler olmasından kaynaklı doğal riskleri beraberinde getirir. Bahsi geçen bu ham maddeler taşıma, hasat, ve depolama gibi süreçlerde küf, nem ve mikrobiyolojik kontaminasyona açık hale gelebilir. Özellikle aflatoksin riskinin olması yağlı tohumlar açısından en kritik gıda güvenliği tehditlerinden biri olarak nitelendirilir.
Bu aşamada ise risk sadece hammadde ile sınırlı değildir. Hammaddenin üretim hattına giriş yaptığı andan itibaren kullanılan öğütme, kırma ve presleme makinelerinin hijyenik yapısal özelliklere sahip olmaması; mevcut olan risklerin daha fazla büyümesine sebep olabilir. Demirbaş Makine ekipmanlarının hammaddeye güvenli şekilde işleyebilecek tedarik sağlaması bu riskin kontrol altına alınması noktasında belirleyici rol üstlenir.
Tahin ve yağ üretiminde en fazla karşılaşılan tehditlerden biri ise üretim sürecinde oluşabilecek mikrobiyolojik ve kimyasal bulaşmalardır. Üretim ekipmanları üzerinde biriken ürün kalıntıları, yeterince temizlenmeyen yüzey kısımları ya da uygun olmayan malzeme kullanımı zaman içerisinde mikrobiyal üremeye zemin hazırlar. Kimyasal riskler ise genel olarak temizlik kimyasalları, makine yağları ya da uygun olmayan yüzey kaplamalarından kaynaklı oluşur. Gıda ile direkt olarak temas eden makineleri ise bu tür bulaşmalara sebep olmayacak şekilde üretilmesi ve tasarlanması çok önemlidir. Aksi takdirde ürün güvenliği çok ciddi bir tehlikeye girer ve geri çağırma gibi yüksek maliyetli süreçlerin yaşanması kaçınılmaz hale gelir.
Bitkisel yağlar ve tahin; oksijene karşı oldukça hassas yapıda olan ürünlerdir. Üretim aşamasında kontrolsüz şekilde hava alması ise doğal olarak ürünün oksidasyona uğramasına ve raf ömrünün ciddi oranda kısalmasına sebep olabilir. Okside olan yağlar ise hem koku hem de tat kaybına sebep olur. Ayrıca tüketici sağlığı açısından risk oluşturması da kaçınılmazdır.
Bahsi geçen bu risk ise üretim hattında aktif olarak kullanılan makinelerin tasarım özellikleriyle direkt olarak alakalıdır. Kapaklı sistem kullanılan presler, kontrollü aktarma hatları ya da uygun depolama çözümlerinin kullanılması oksidasyon riskini en az seviyeye indirir. Gıda güvenliği standartlarına uygun makine seçimi ise sadece üretim kapasitesini değil ürün stabilitesini direkt olarak etkiler.
Üretim sürecinde oluşan ihtimali olan plastik, metal ya da diğer yabancı maddeler tahin ve yağ üretiminde asla göz ardı edilmemesi gereken çok ciddi bir risk unsurdur. Aşınan makine parçaları, bakım eksikliği ya da uygun olmayan bağlantı elemanlarının kullanılması fiziksel olarak bulaşma riskini üst seviyeye taşır. Yağ ve tahin üretiminde kullanılan malzemelerin kalitesi, bakım kolaylığı ve montaj hassasiyeti bu gibi risklerin önlenmesine yardımcı olur. Ayrıca yoğun ve uzun süreli kullanıma uygun olmayan makineler zaman içerisinde üretim hattı için çok ciddi bir güvenlik tehdidine dönüşebilir.
Tahin ve yağ üretiminde bakım ve temizlik süreçleri işletme risk yönetiminin vazgeçilmez bir parçası olarak kabul edilmelidir. Üretim hattında temizlik işlemi için yeterince erişim imkânı sunmayan, sökülüp takılması çok zor olan ve hijyenik tasarım prensibine uyum sağlamayan makine çeşitleri risk oranını ciddi derecede artırır. Bakım işlemi düzenli aralıklarla yapılmayan makineler ise sadece performans kaybına değil, aynı zamanda nihai ürün kalitesi açısından çok ciddi sorunlara sebep olur. Bu yüzden makine tasarım aşaması kadar önemli olan bakım ve servis süreçlerinin planlanabilir olması risk yönetiminin çok önemli bir parçasıdır.
Üretim sürecinde insan faktörü ise her zaman için belli bir risk ortaya koyar. Karmaşık makine kullanımı, yetersiz eğitim ya da yanlış ayarla ürün güvenliğini doğrudan tehlikeye sokabilir. Bu durum ise özellikle yoğun üretim temposunun hakim olduğu tesislerde daha net açığa çıkar. Otomasyon ve kontrol sistemleriyle desteklenen, kullanımı kolay olan makineleri ise insan kaynaklı hataları en az seviyeye indirir. Bu durum ise doğal olarak hem işletmenin genel risk profilini düşürür hem de ürün güvenliğini üst seviyeye taşır.
Tahin ve bitkisel yağ üretimi; direkt olarak insan sağlığını etkileyen çok önemli bir süreç olduğu için belli gıda güvenliği standartlarına uygun olarak gerçekleştirilmesi son derece önemlidir. Bu ürünlerin yasal ve güvenli olarak üretilebilmesi için sadece hammadde kalitesi değil; üretim hattında kullanılan makinelerin uygunluğu da çok önemlidir.
Ülkemizde tahin ve yağ üretimi; Türk Gıda Kodeksi ve Tarım ve Orman Bakanlığı mevzuatı dikkate alınarak yürütülür. Üretim tesislerinde hijyenik koşulların mümkün hale getirilmesi, gıda ile direkt temas eden yüzeylerin uygun malzemeler kullanılarak üretilmiş olması ve bakım- temizlik sürecinin doğru adımlar takip edilerek uygulanması temel gereklilikler arasında yer alır.
Uluslararası standartlar kapsamında ise HACCP ve İSO 22000 gibi gıda güvenliği yönetim sistemleri; üretim sürecinde ön plana çıkan risklerin kontrol altına alınmasına baz alır. Bu sistemlerin doğru şekilde uygulanabilmesi için kullanılan makinelerin kolay temizlenebilir ve izlenebilir üretimi desteklemesi ve hijyenik tasarım özelliklerine sahip olması gerekir.
Demirbaş Makine; standartlara uygun makine altyapısı üretimi ile üreticilerin yasal yükümlülükleri yerine getirmesine, güvenli üretim yapmasına ve denetim süreçlerinin kolay hale gelmesine yardımcı olur. Dolayısıyla doğru makine tercihi, tahin ve yağ üretiminde güven, kalite ve sürdürülebilirliğin temelini oluşturur.
Yağ üretimi; tüketici sağlığını direkt olarak etkileyen önemli bir süreç olduğu için üst düzey kalitede gıda güvenliği gerektirir. Üretim aşamasında kullanılan hammaddelerin yapısal özelliği ve yağların oksidasyona karşı hassas yapıda olması bu alanda oluşan riskleri artırır. Bu yüzden güvenli yağ üretimi, sadece kalite kontrol aşamasında değil üretimin her sürecinde maksimum seviyede tutulmalıdır.
Gıda güvenliği, yağ üretim aşamasında hammadde kabulü başta olmak üzere filtrasyon, presleme, depolama ve ambalajlama aşamalarına kadar her adımı içerisine alır. Bu süreçlerde kullanılan makinelerin ise hijyenik tasarım özelliklerine sahip olması, gıda ile doğrudan temas etmeye uygun olan malzemeler kullanılarak üretilmesi kolay temizlenebilir yapıda olması önemlidir. Uygun olmayan makinelerin altyapısı, kimyasal ve mikrobiyolojik bulaşma risk üst seviyeye taşıyabilir.
Yağ üretiminde gıda güvenliği açısından, gıda güvenliğini destekleyen makine çözümlerini tercih etmek üreticilerin güvenli, sürdürülebilir ve denetlenebilir bir üretim yapısına sahip olmasına yardımcı olur. Dolayısıyla tercih edilen doğru makine altyapısı, yağ üretiminde kalite ve güvenin temelini oluşturmaya yardımcı olur.
Endüstriyel üretim tesislerde kalite, verimlilik ve sürdürülebilirlik; aktif şekilde kullanılan makinelerin alt yapısal özelliği ile doğrudan alakalıdır. Bu noktada ön plana çıkan Demirbaş Makine; gıda başta olmak üzere birbirinden farklı sektörlerin ihtiyacına yönelik endüstriyel makine çözümleri ile sektörde fark yaratmayı başarır. İyi üretim sağlayan makine çözümleri ile firmamız güvenli ve kesintisiz şekilde ilerlemesine yardımcı olur.
Endüstriyel makineler; uzun süreli, çalışmaya uygun ve yüksek kapasiteli tasarlanmalıdır. Özellikle gıda sektöründe kullanılması hedeflenen makinelerde bakım kolaylığı, hijyenik tasarım ve dayanıklılık gibi özellikler son derece önemlidir. Demirbaş Makine ise bu gereklilikleri göz önünde bulundurarak profesyonel üretimlere imza atar.
Sizde modern endüstriyel tesislerde makine tercihi için Demirbaş Makine farkını yaşayarak uzun vadede birçok avantajından yararlanabilirsiniz. Demirbaş Makine; tahin ve yağ üretim standartlarını dikkate alarak her zaman nitelikli makine tasarımlarına imza atar.